19 Kasım 2010 Cuma

SEVGİYE DAİR...

 Merhaba Arkadaşlar,
Zaman zaman sizlerle yazılarımı paylaşacağım. 43 yılın birikimleri, bende bıraktığı izleri ve duyguları sizlere aktarmak istiyorum.
İç mimarlık dersinin ilk gününde hocamızın sorduğu ilk soru: ' ilgi alanlarınız nelerdir?'. Sırayla herbirimiz cevapladık, hocamızda üşenmeden tahtaya yazdı. sonuç: hepimizin en az 5 farklı ilgi alanı vardı. hocamızın yorumu şöyle oldu: 'aksi takdirde bu okulda olamazadınız'. evet, benimde çeşitli ilgi alanlarım var ve yazmak da bunlardan biri. Zaten diğerlerinide yazılarımda keşfedeceksiniz. SEVGİ ile başlangıç yapalım...

SEVGİYE DAİR...

   Günün birinde bir çiçek ile su karşılaşır önce arkadaş, zaman geçip, birbirlerini tanıdıkça, aşık olurlar. Çiçek mutluluktan mis gibi kokular yaymaya başlar, çünkü 'seni seviyorum' ile beslenmektedir. Su ve çiçeğin mutlulukları bir süre böyle devam eder. Ancak günler geçtikçe, başta 'seni seviyorum'a karşılık olarak söylenen 'bende seni seviyorum'un yerini artık sadece 'bende' cevabı almıştır. Çiçek, bu ilgisizlikten dolayı, sürekli halsizleşir ve sonunda çok hasta olur. Su endişelenir, hemen doktor çağırır. Ancak doktor, çiçeğin hasta olmadığını söyler ve devam eder: 'bu çiçek susuz kalmış, ölümü onun için...'

   Yukarıda kısaltarak yazdıklarım, çok hoşuma giden bir alıntıdır. SEVGİ bir gün, bir şekilde her birimizin kapısını çalmıştır ve bizlerde onu içeri davet etmişizdir. Kalbimizde ne kadar süre misafir olacağı ise belirsizdir veya bizlerin karşımızdaki kalpte ne kadar misafir kalacağımız.

   Kalbi, ruhu beslemek gerekir. Her kalbin besini farklıdır; bazen zıt kutuplar birbirini çeker, bazen ise benzerlikler ruhu tatlandırır. Önemli olan farklılıkları ve benzerlikleri aynı frekansta paylaşabilmektir. İşte o zaman kapısını çaldığımız kalbin MİSAFİRİ olarak değil, EV SAHİBİ olarak devam ederiz yaşantımıza...

Sevdiğinizle, sevgiyle kalmanız dileği ile...